In: Medya / Reklam
27 Haz 2009
Her ticari kurum gibi medya organları arasında da bir rekabet var. Tüm rekabet para ekseninde dönüyor. Medya organlarının en büyük finans kaynağı ise reklamlar. Çok fazla uzatmadan bitireyim; ne kadar çok izleyici yani reyting, o kadar çok reklam. Ne kadar çok reklam o kadar çok para. Medya organları bu zinciri kurmak ve zincirin ucunu kendisine bağlamak için türlü türlü stratejiler geliştiriyorlar. Bu stratejilere “oyunlar” da diyebiliriz.
Televizyonda ekranları, genellikle en çok izleyici çekecek olan, yani izleyici-reyting-reklam-para zincirini kendilerine bağlayacak programlara önem veriyorlar. Tüm strateji buna göre belirleniyor. Önemli olan zincirin ucunu kendine bağlamak olunca, programların kalitesi ikinci plana itiliyor. Zincir yarışında yer alan dizler, yarışma programları, magazin programları ve spor programları için kaliteyi pek önemsemeyelim. Hatta medya organlarının bu kalitesi tartışılır yayınlarını yaşanan rekabet yarışında hoş görelim. Fakat bu zincir savaşını haberlere taşımak pek doğru değil bana göre. Medya organları haberlerde daha ciddi olmalılar. Haber programlarında reklama, yalana yer vermemeli, izleyiciyi uyutmaya çalışmamalılar.
Haberler hemen hemen tüm vatandaşlarımız için günün en önemli yayınıdır. Bahar aylarına girildiğinde televizyon kanallarının ana haber bültenlerinde ilginç bir değişim başladı. Yanılmıyorsam bu değişimi ilk olarak Uğur Dündar ile Star Haber başlattı ve bu değişim yavaş yavaş tüm kanallara sıçradı. Bu değişim şuydu; ana haber bültenleri normal olarak her akşam saat 19:00′da başlıyordu. İzleyiciler, haberlerin saat 19:00′da başladığını bildiği için o saate kadar kanalları tek tek dolaşıyorlar ya da haberler başlayana kadar evde işlerini hallediyorlardı. Fakat Star Haber, ana haber bültenini saat 18:55′e almaya başladı. Yani diğer televizyon kanallarından tam 5 dakika önceye. Ama Star Haber “Ana Haber Bülteni” diye değil “Günün Olayı” diye yayına giriyordu. İzleyiciler ise kelime oyunuyla kandırılıp, sanki “Ana Haber Bülteni” başlamış sanıyorlar ve Star Haber’e kilitleniyorlardı. Saat tam 19:00 olduğunda, Star Haber’de “Ana Haber Bülteni” yazan bir fragman ekrana geliyor ve Star Haber gerçek yayın saatinde başlıyordu. Bu kelime oyunuyla yayın saatini öne almanın tek amacı vardı; izleyiciyi diğer kanallara kaptırmamak.
Star Haber’in yaptığı bu ekran ilizyonu, kısa zamanda diğer kanallara sıçradı. Rekabet giderek kızışmaya başladı. Star Haber’in izleyiciyi ekrana çivileme stratejisindeki önemli olan 5 dakikalık zaman giderek uzamaya başladı. Bir süre sonra haberler 18:50′ye alındı. Daha sonra 18:45′e. Şu an 18:45′de sabitlenmiş gibi görünen bu ana haber ilizyonu, beraberinde bazı yanlışları ve etik olmayan durumları oluşturdu. Ortaya çıkan bu durumun tanımı; izleyiciye aptal muamelesi yapmaktır.
İzleyiciye aptal muamelesi yapılıyor. Peki Nasıl?
Haber saatinde izleyiciyi kendi ekranında tutmak isteyen televizyon kanalları, ana haber bültenlerini normal saatinden daha önceye alıyorlar. Ana haber bültenlerinin normal yayın saatiyle, izleyiciyi başka kanallara kaptırmamak için öne alınan yayın saatinin arasında yaklaşık olarak 15 dakikalık bir zaman oluşuyor. Televizyon kanallarının haber programları bu zaman farkını kapatmak ve izleyiciyi oyalamak için bir taktik uyguluyorlar. Bu 15 dakikalık ilizyon zaman içinde; o gün gerçekleşen olayları “Son Dakika”, “Sıcak Gelişme” ya da “Günün Olayı” şeklinde izleyiciye sunuyorlar.
İşi haberle, medyayla ilgili olmayan normal vatandaş, o gün gerçekleşen olayları ilk olarak “Ana Haber Bültenleri” sayesinde öğreniyor. Televizyon kanalları ilizyon zamanda izleyiciye “Son Dakika” ya da “Sıcak Gelişme” diye sundukları haberlerin aslında hiç birisinin “Son Dakika” ya da “Sıcak Gelişme” ile ilgisi yok. Bu ilizyon zamanda, kandırmaca başlıklarla sunulan haberler, aslında o gün sabah ya da öğlen olmuş olan olaylar. Yani haberin duyurulmasının ya da olayın gerçekleşmesinin üzerinden yaklaşık 6 saat geçtikten sonra izleyiciye “Sıcak Haber” diye sunuluyor. Benim gibi medyayı tüm gün takip eden insanlar, haber kanallarının bu yalanını görüyor. Ama dediğim gibi, sıradan vatandaş bu aldatmacayı görmez. Televizyon kanallarının bu aldatmacayı yapma nedeni, izleyiciyi kendi kanallarında sabit tutma çabasıdır. İzleyiciler “Son Dakika” ve “Sıcak Gelişme” diye duyurulan haberleri önemserler. Çünkü bu başlıkla duyurulan haberler genellikle önemli haberlerdir. Daha açıklayıcı anlatmaya çalışırsam, şöyle bir (abartılı da olsa) örnek vermem çok yerinde olur;
Örnek
28.06.2009 – SICAK GELİŞME / SON DAKİKA!
Sevgili izleyiciler, insanoğlu AY’a çıktı. Evet, yanlış duymadınız, bundan tam 40 yıl önce İnsanoğlu, 21 Temmuz 1969′da Ay’a ayak bastı.
Evet, biraz abartılı oldu ama inanın haber programlarının izleyiciyi ekrana sabitlemek için uyguladıkları taktik bu örnekle nerdeyse aynı. Çünkü “Sıcak Gelişme” ve “Son Dakika” diye başlık atıp izleyiciye sundukları haberler, tamamen soğuk ve günü geçmiş haberlerdir. “Son Dakika” haberi son dakikada yani o anda gerçekleşmiş olan haberdir. Ama izleyici nasılsa aptal, nasılsa anlamaz…
Tamam, anlıyorum; rekabet, izleyici, reyting, reklam, para ve ticari kaygı var. Ama bu para eksenli rekabetinizi, en azından haber saatlerinde bir kenara bıraksanız olmaz mı?
En azından “Son Dakika” deyip, saatler önce olmuş olayı değil de, gerçekten son dakikada olmuş bir haberi verseniz olmaz mı?
Bari izleyiciyi haber saatinde rahat bıraksanız olmaz mı?
Sadece haber saatinde ve sadece haber vermeye çalışsanız olmaz mı?
Biliyorum olmaz! Belki de hiç olmayacak. Ekranda kim olursa olsun; Uğur Dündar bile olsa, Türkiye’nin en güvendiği isim bile olsa, bu para hırsı ne Uğur Dündar bırakır ne de güven…
Televizyonların yaptığı bu haber saati aldatmacasına, haber sitelerinde “Manşet” bölümlerinde rastlıyorum. Bu konuyu da başka bir yazımda örnekleriyle anlatacağım.

